8-9 YAŞ ÇOCUĞUNUN ÖZELLİKLERİ
Bu yaş grubu çocuklar güvene dayanan, açık dürüst, sıcak ve sevgi dolu bir ilişki isterler. Büyüklerinden bu ilişkileri bulamadıkları takdirde davranış bozukları oluşur. Bu yaş grubu çocukların ihtiyaçlarına saygı duyarak, sevecen, öğrenme isteği duyurarak, insancıl yaklaşımlarla iletişim kurmalı. Bulunduğu ortamlar demokrasi kavramı içinde geçmelidir. Bu öğrenciler arasında farklılıklardan çok benzerlikler vardır. Öğrendiklerini anladıklarında, zevk duyarlar. Kötü sonuç aldıklarında, başarısız olduklarında hayal kırıklığına uğrarlar. Bağımlı olmaya eğimlidirler. Başarılı oldukları söylendiğinde kendilerini beğenirler. Başarısız oldukları söylendiğinde bu duyguyu kaybederler. Bu yaş çocuklar dinleyerek öğrenmek isterler. Öğretmenine ebeveynlerine çok güvenir, onların hata yapmayacaklarına inanırlar. Benliğini bulmaya başlar, Büyüklerin takılıp utandırmalarını istemezler. “uğraşırsan yapabilirsin “ gibi güven beklerler. Davranış bozukluklarının çok uyarılmasını istemezler. Bu yaş çocukları olduğu gibi kabul etmek ve sevmek gereklidir.Bu yaştaki öğrenciler öğretmeninin , coşkulu, tutarlı, çok neşeli, her sorunun cevabım bilen, olarak isterler.
Davranışlarını tanıma ve yardımcı olma
Öğrencinin davranışının nedenlerini aramalı konuşturmalı ve dinlemeli, gerçekleri gösterip olayları çözme yollarını söylenmeli. Yalnızlıktan korkan öğrencinin kaygılarının yersiz olduğuna inandırılmalıdır. Okuma parçalarındaki olaylar yorumlatmalı, beğenip beğenmediği yönleri söyletmeli ve yaşamlarındaki olaylarla bağlantılar kurmalı, düşündürmeli. Çok okuma ile olayların neden, niçinlerini anlamaları sağlamalı.
Fikirlerini anlatmasını istediği konular ile ilgili yazılı anlatımlar yaptırılmalı. "Siz hangi mesleğe ilgi duyuyorsunuz? Nedenleri ile anlatınız." gibi yazılı anlatım konulan ile duyguları anlamalıdır. Bireysel konuşmalar ile problemlerini çözmeli ve güven vermelidir.
2. ve 3. Sınıflar 8 - 9yaş grubu çocuklarda psikolojik özellikler:
Çocuk hakkında isabetli kararlara varmak için onunla ilgili bilgilere ihtiyacımız vardır. Çocuk hakkında ne kadar çok ve ne kadar doğru bilgi sahibi olursak onun eğitimi ile ilgili olarak o kadar iyi kararlar verebiliriz. Bu çocuk üzerinde de etkilidir. 0 da kendi kendine karar vermesi gerektirdiğinde o kadar isabetli karar verme şansına sahip olur.Kişilik; insanın doğuştan getirdiği ve sonradan kazandığı bedeni. Psiko-sosyal bütün özelliklerin birbirine etki ederek meydana getirdiği ahenkli bir bütündür. Bunların incelenmesi daha çok gelişim psikolojisinin konusunu teşkil etmektedir. Yaşlarına göre ele alırsak;
• 8 yaş grubu çocuklar çok gelişmiş bir hayal gücüne sahiptir. Şakadan çok hoşlanır, ansızın güler, hareketli, dikkatsiz, münakaşacı aynı zamanda arkadaş canlısıdır. Eleştirilere hassastır, Gücünün üstünde işlere kalkışır. Projesini gerçekleştirmek için olağan gayret gösterirler. Karşılaştığı problemleri halletme de arzulu ve cesurdur. Gerilim boşaltıcı bazı hareketleri (gözlerini kırpıştırma, parmağım emme, mide ağrıları) görülebilir.
• 9 yaş grubu daha kavga-gürültü eder Saldırganlık sözel hale gelmiştir. Gerilimini ayağını yere vurmak, baş dönmesi, kendi kendisiyle alay etmek gibi yollarla boşaltmaya çalışır. Oldukça bağımsız bir hale gelmiştir. Kendine güvenir ve kendi kendini eleştirir. Başarının önemine inanmıştır. Ödül almak için çok çalışır. Tartışmayı sever.
AiLENiN KiŞiLiK GELiŞiMiNE ETKiLERi
Çocuk iyi ve kötü örnekleri ilk defa aile fertlerinden görür. Aile hayatının temeli sevgiye, güvene, bağlılığa ve karşılıklı anlayışa dayanır. Böyle bir aile yuvası çocuk eğitiminde en elverişli çevredir.
Aîle etkilerini şu şekilde sıralayabiliriz:
1- Anne-babanın etkisi (otorite)
2- Aileyle birlikte oturan varsa diğer yetişkinlerin etkisi (anne, dede, hala)
3- Hizmetçilerin etkisi
4- Ailedeki çocuk sayısı ve sırasının etkisi
5- Aile hayatındaki düzensizlikler. ( Anne veya babanın hastalanması, ölümü, birinin uzun süre diğerlerinden ayrı kalması, anne ve baba arasıdaki geçimsizlikler, ayrılma ve boşanmalar, üvey anne veya babanın çocuğa etkisi)
6- Çocuklar arasında ayrım yapmak
7- îlgisizlik dayak ve cezalar
8- Hatalı eğitim, sayılabilir.
Kazandırılacak davranışlar:
Oyunlar toplu eğlenceler bakımından da aile çocuğa örnek olmalıdır. Piknikler, Sporlar, Okuma ve Müzik bir ailenin üyeleri arasındaki bağı kuvvetlendirir .Evde ve okulda çocukların yetenekleri, güzel davranışları, örnek ve zekice söylediği bir söz değerlendirilmeli, el becerilerinin gelişmesi için bozulan, kırılan eşya ve araçları onarmasına fırsat vermelidir .Çocuklar ve ergenler niçin yalan söylerler? Birçok neden bulabiliriz. Korku azar gibi bir takım üzücü olaylardan kaçınma arzusu, gerçeğin tam olarak ne olduğunu bilmemekten gelen heyecan, başka bir yalancıya benzeme, bencillik, gerçekte olduğundan daha mert ve akıllı, saygıdeğer görünme isteği, kuruntu gibi nedenler sıralanabilir.
Küçük yaştan başlayarak çocuğun yaptığı her yanlış işi göze batmadan önce itiraf etmesi sağlamalıdır. Tekin ve yapıcı bilgiler verilmelidir. Belki çocuğun yalanları zararsız gibi görülebilir, önemsenmezse büyüdüğünde yalanlar devam ederse karakterinin zayıflamasına neden olur. Yalancılığın alışkanlık haline gelmesinde en büyük faktör; çocukların yanında yetişkinlerin sık sık yalana başvurmalarıdır. Bu nedenle çocukların yanında büyüklerin göz göre göre yalan söylememeleri, konuşmalarına dikkat etmeleri gerekmektedir. Çocuklar büyükleri örnek alırlar. Yetişkinlerin yalan söylemekten çekinmediklerini gören çocuk zor durumdan kurtulmak için, bazen de övünmek için yalana başvurmayı alışkanlık haline getirebilir.
Okuma Alışkanlığı
Çocuklara okuma zevkini aşılamalı ve okuyacakları kitapları dikkatle seçmeliyiz. Anne-baba kitap okuma konusunda, kendileri çocuklarına yol gösterecek yeterlikte bulamayabilir. Bu durumda kütüphanelerden yararlanılabilmelidir. Çocuklar eline geçen her kitabı okuyacaktır. Dikkatli bir öğretmen öğrenciye iyi kitapları tanıtmalı, çocuk kendi başına buyruk bırakılmamalıdır .Aile öğretmenin tavsiye ettiği kitapları incelemeli, gözden geçirilmeli kendiside okumalı fîkir edinmelidir. Eve dergi, gazete almalı büyüklerin bunları okumalı davranışlarıyla çocuğa örnek olmalıdır. Bu gün çocuklara yönelik seviye dergileri yayınlanmakta gazetelerde çocuk sayfalarına yer verilmektedir. Bunlar gözden geçirilmelidir. Sürümü yüksek tanımmış bir dergi veya gazetedeki hikayeleri çoğu faydalı olmaktan çok zararlı olabilecek durumda olabilir. îlkin kendimiz dikkatle gözden geçirmeliyiz ana-baba ve öğretmen olarak göz alıcı bir kapağa güvenerek çocuğumuzun eline tutuşturuvermekten kaçınmalıyız.Öğrencilere boş zamanlarında kitaplardan yararlanma alışkanlığı kazandırmalıdır. îhtiyaç duydukları kitapları ve konulan arayıp bulma yollan kendilerine öğretilmelidir. Bu konuda her şeyden önce onların okuma eğilimlerinin saptanması gerekmektedir kimi çocuklar basit serüven kitaplarından kimileri masallardan, resimli hikayelerden hoşlanır. Kimileri ise rastgele okumalarla yetinirler. Okumaktan kaçanlara sevebilecekleri kısa yalın kitaplar verilmelidir. Öbürlerine eğilimlerine göre derece derece üstün eserler seçilir. Okuma sevgisi kazandırmanın bir diğer yolu da çocuğa ilgi duyacağı bir hikaye, masal veya yazıyı çocuğa fark ettirmeden büyüğün okuması bunu daha sonra çocukla sohbeti sırasında anlatması beğendiyse bunu temin edeceği söylenmeli sürpriz bir hediye olarak da verilebilir. Bunun terside uygulanabilir, Çocuk okuduktan sonra anlatması istenir.Okuma sevgisi ödev olarak verilebileceği gibi ilgi uyandırıcı meraklandırıcı yönleriyle de aşılanabilir. Odasında bir kitaplık kurması sağlanmalıdır. Kitap listesi yapması okuduğu, okumadığı kitapları tespit etmesi istenmelidir.
Duyguların ifade edilmesi
Kızgınlık, kırgınlık, düşmanlık duygulan; isyan etme, direnme, meydan okuma olarak görülür.
Engellenme ; Çok karşı koymalarda.
Nefret; Yalan söyleme, duyguları saklama, sinsice davranma.
Utanma ; Başkalarını suçlama, dedi kodu yapma.
Değersizlik; Hile yapma, başkalarının çalışmalarını sahiplenme .
Korku, kaygı, huzursuzluk; Patronluk taslama, zorbalık etme.
Mutsuzluk, üzüntü, ruhsal çöküntü ; Yenilgiden nefret etme, yenme gereksinimi duyma.
Burukluk, kin ; îşbirliği yapma, örgütlenme,güçsüzlük.
ÖĞRENMEYİ KOLAYLAŞTIRAN ETKENLER
1. Kendini tanımak.
2. Açık fikirli olmak.
3. Hoşgörülü olmak.
4. Merak olmak.
5. Enerjik olmak.
6. Vizyon sahibi olmak.
7. Amaç belirlemek.
8. Risk alabilmek.
9. Disiplinli olmak.
10. Başarısızlıklar karşısında yılmamak.
11. Dinlenmeyi bilmek.
12. Kendine saygı duymak.
TELEVİZYON VE BEYİN !
Günümüzde maalesef beyni körelten en büyük etkenlerden birisi de televizyondur.Televizyon izlemek beynin içindeki neronlar arasındaki iletişimin zayıflamasına neden oluyor.Düşünmeden sadece izliyoruz. Alman beyin Antreman kurulu Başkanı Prof. Bern Fischer " iki saat televizyon seyretmek suretiyle beynin uyarımdan yoksun bırakılmasının beyinde oluşturduğu tembelliği gidermek için bir hafta zihin egzersizi yapılması gerekir." diyerek televizyonun beyin üzerindeki olumsuz etkisini belirtmiştir.

BİRİNCİ SINIF ÖĞRENCİ
VELİLERİNE ÖNERİLER
Okula başlama hem aile hem de çocuk için heyecan verici bir deneyimdir.
Bir çok çocuk için okul daha önce hemen hiçbirini tanımadığı çok sayıda çocukla karşılaşma zorunluluğuyla, uyulması gereken kurallarıyla ve başarılması gereken öğrenim görevleriyle dolu yepyeni bir sosyal çevredir.
İlk toplumsallaştırma kurumu olarak okul, eğitim ve öğretim sürecinde iki temel işleve sahiptir. Bunlardan biri uyum diğeri bilgilendirmedir
• İlkokul döneminde ailenin ve öğretmenin çocuğa karşı olan tutumu onun benlik algısını (Çocuğun kendisini nasıl gördüğünü) olumlu yada olumsuz etkiler.
• Dolayısıyla çocuğun başarılı , mutlu olabilmesi ve çevresiyle olumlu ilişkiler kurabilmesi için ailenin dikkat etmesi gereken bazı konular vardır.Bunlar:
• -Çocuğun okula karşı negatif duygular beslememesi için okulun ve okumanın kazandıracağı şeylerden bahsedebilirler. Örneğin okulda kuracağı arkadaşlıklardan yada anne babanın geçmişte arkadaşları ve öğretmeniyle olan olumlu yaşantılarından örnekler verilebilir.
• Okula gitmeyi zorunluluk yada ceza gibi algılamalarına sebep olacak konuşmalardan kaçınmalıdırlar.
• ‘Çok yaramazlık yapıyorsun seneye okula göndereyim seni de gününü görOkula başla da senden kurtulayım.’ .’ Ya da’
• Başarısının artması ve olumlu davranışlar kazanması konusunda atılması gereken ilk adım; azarlamayı, bedensel ceza vermeyi, eleştirmeyi ve başkalarıyla kıyaslamayı bırakmaktır.
• Kıyaslamak reddetmektir.
• Çocuğunuzu olduğu gibi kabul edin.
Başarısızlığı konusunda ailenin vereceği olumsuz tepkiler ya çocuğun okuldan ve derslerden soğumasına ya da aşırı ders çalışmasına ve sosyal etkinliklere katılmamasına yol açabilir. Bu da çocuğun psiko-sosyal gelişimini olumsuz etkiler.
Önemli olan performans değil çabadır. Yani çocuğun başarmak için gösterdiği emektir.
• Çocuğun her konuda esteklenmeye yüreklendirilmeye ihtiyacı vardır. Bunu yaparsanız hem çocuğun kendine olan güveni artar hem de yeni başarılar elde etmek için heveslenir.
• Örneğin çocuk yaptığı resmi gösterdiğinde ‘Aferin çok güzel olmuş benim kızım ya da oğlum çok yetenekli’ gibi sözler söylenirse çocuğun yeni resim yapma konusunda cesareti artar.Çabası desteklenmezse cesareti kırılır.
Aile içindeki sağlıklı iletişim ortamı ve huzur, çocuğun gelişimini olduğu kadar, okul başarısını ve arkadaşlarıyla ilişkisini etkiler.
Aile ilişkilerindeki olumsuzluk dikkatsizlik, hırçınlık, tembellik, saldırganlık şeklinde davranışlar göstermesine neden olur.
OKULA BAŞLAYAN ÇOCUKLARDA NE TİP SORUNLAR GÖRÜLEBİLİR?
Anne babaların okula yeni başlayan çocuklarında gördükleri bu tip belirtileri yalnızca fiziksel , organik bir rahatsızlık olarak değerlendirmemeleri, bunun okula uyum güçlüğü nedeniyle ortaya çıkabilen psikolojik bir sorun da olabileceğini göz önünde bulundurmaları gerekir.
Bunun dışında, okula gitme konusunda bir sorun yaşamadığı halde, okuldaki düzene uyum sağlamada sorun yaşayan çocuklar da vardır. Bu tip çocuklar okuldaki kurallara uyum sağlamada sorun yaşarlar. Öğretmenlerine ya da arkadaşlarına karşı saldırganca eğilimleri olabilir, Bu tip uyum sorunlarının arkasında gelişim bozuklukları olabileceği gibi uyum, davranış bozuklukları veya duygusal sorunlar da olabilir.
Bazı çocuklar ailesine karşı duyduğu öfkeyi ya da güvensizliği okuldaki öğretmen ve arkadaşlarına yönlendirerek bu sıkıntılarını, bu duygularını açığa çıkarma olanağı bulabilirler. Bu saldırgan ve uyumsuz davranışlarının altında aileye karşı olan öfke ve güvensizlik duygularını ifade etme isteği yatıyor olabilir.
Ancak gerek okul korkusu gerekse okul uyumsuzluğu konularında ailenin bir uzmandan yardım almasında yarar vardır. Çünkü okul yaşamının başlangıcında bu tür sorunlar yaşayan çocukların bu sorunlardan bütün öğrenim yaşamları olumsuz etkilenebiliyor.Ayrıca tamamen bu soruna bağlı olarak bir takım psikolojik sorunlar da geliştirebiliyorlar.
ANNE BABA OLARAK ÇOCUĞUN ÖDEVLERİNE VE DERSLERİNE NE KADAR MÜDAHALE ETMENİZ DOĞRU OLUR?
• Anne babanın ders konusundaki yaklaşımı mümkün olduğunca olumlu olmalıdır.Okul ve dersle ilgili konularda eleştirel ve baskıcı tutumlardan uzak durulmalıdır.
• Çocuğun ödevini zamanında yapmaması, derslerine çalışmaması durumunda sürekli yargılanması, sorgulanması ve eleştirilmesi çocuğun hem derslerinden soğumasına hem okula karşınegatif duygular beslemesine neden olur.
• Çocuğun derslerini yapması konusunda zaman zamanhatırlatmalar yapılması doğaldır ancak bunu yaparken anne babanın kullandığı üslup önemlidir.
• ÖRNEĞİN okuldan geldikten sonra direk televizyon karşısına oturan bir çocuğa annenin’ Ödevin yok mu senin, ödevini yapsana’ ya da’ Ödevlerini bitirmeden televizyon seyretmek yok demedim mi ben sana’ gibi ifadeler kullanmasındansa
• ’ SANIRIM ÖDEVLERİNİ ÇİZGİ FİLM İZLEDİKTEN SONRA YAPMAYA KARAR VERDİN DEĞİL Mİ?’ gibi bir sorusorarak hatırlatması çok daha olumlu bir etki yaratır.
• Bu şekilde çocuğa SORUMLULUĞUNU hatırlatmış oluruz.Ancak bunu çocuğu aşağılamadan, küçümsemeden, eleştirmeden ve baskı yapmadan yapmış oluruz.
• Anne baba çocuğa ihtiyacı olduğunda yardım edebileceğini açık ve net biçimde ifade etmeli ama çocuğun yerine hiçbir şekilde sorumluluk olmayacağını da hissettirmeli. Dolayısıyla çocuk verilen ödevleri kendisi yapmalı, anlayamadığı zaman ya da kontrol edilmesi aşamasında anne baba yardım etmelidir.
• Bu yaştaki çocukların dikkat süreleri kısa olduğu için, ders çalışma süresi 15- 20 dakika kadar olmalıdır. 15 dakika kadar ara verildikten sonra tekrar ders çalışılabilir.
• Zaman zaman öğretmeninden çocuğunuzun ders ve davranışları hakkında bilgi alın. Ama her gün değil.
• Öğretmenin de yoğun olabileceğini düşünerek uygun zamanı önceden belirleyin. Çocuğunuzun öğretmeniyle ilişkinizi bozmayın. Farlı düşündüğümüz konular olabilir. Bu konuları uygun zaman da yüz yüze konuşmayı deneyini.
İLK İŞİNİZ ÇOCUĞA OKULU SEVDİRMEK OLSUN